More servicesWindows Live
HomeHotmailSpacesOneCare
 
MSN
Sign in
 
 
Spaces home  SokSa LairPhotosProfileFriendsMore Tools Explore the Spaces community

SokSa Lair

Shibumi
View space
oncu tuzuner
View space
MICK
View space
Brian Hill www.diamondadventures.biz
View space
Peary
View space
Lauren
View space
(no name)
View space
Aarron
View space
Ebby

Sql 2008 vs Oracle 11g

 

Now, here's a nice article:

http://www.microsoft.com/sqlserver/2008/en/us/sql2008-oracle11g.aspx

While the article is "one side's story" as usual on the never ending pissing contest of "my server beats your server"; here is the bottom line on the issue:

Oracle.vs.MsSQL

Holy crap Oracle! Have you gone insane?

 

 

Zazen is a Method not an End in itself

Ma-tsu was doing Zazen daily in his hut on Nan-yueh Mountain. Watching him one day, Huai-jang (Nanyue Huairang, Nangaku Ejo) 677-744, his master, thought, “He will become a great monk,” and inquired:

“Worthy one, what are you trying to attain by sitting?”

Ma-tsu replied: “I am trying to become a Buddha.”

Thereupon Huai-jang picked up a piece of roof tile and began grinding it on a rock in front of him.

“What are you doing, Master?” asked Ma-tsu.

“I am polishing it to make a mirror,” said Huai-jang.

“How could polishing a tile make a mirror?”

“How could sitting in Zazen make a Buddha?”

Ma-tsu asked: “What should I do, then?”

Huai-jang replied: “If you were driving a cart and it didn’t move, would you whip the cart or whip the ox?”

Ma-tsu made no reply.

Huai-jang continued: “Are you training yourself in Zazen? Are you striving to become a sitting Buddha? If you are training yourself in Zazen let me tell you that the substance of Zazen is neither sitting nor lying down. If you are training yourself to become a sitting Buddha, let me tell you that Buddha has no one form [such as sitting]. The Dharma, which has no fixed abode, allows of no distinctions. If you try to become a sitting Buddha, this is no less than killing the Buddha. If you cling to the sitting form you will not attain the essential truth.”

Turkiye Fasist Olur mu?

Bugun "Turkiye Fasist Olur mu?" diye bir email aldim. Birileri, bir gazete kupurunu scan etmis, tanidik tanimadik herkes birbirine gondermekle mesgul. Okumaya zahmet etmedim. Sevindim gerci, "aman sonunda kafalarina dank etti" diye dusundum. Ama hala korsunuz, goremiyorsunuz. Dusunmek yerine onunuze konan seyleri yiyip, gazete kupurlerinde kose yazarlarinin soylediklerini ezberliyorsunuz. Kose yazari sizi durtmek icin orada, rahatsiz etmek icin. Soylediklerini ezberlemek yerine kendi akil suzgecinizden gecirip degerlendirmek sizin sorumlulugunuz. Ha yillarca ogretilen "resmi tarihi" ezberleyip okul andini papagan gibi tekrar etmissiniz, ha liberal, aydin diye dusundugunuz bir adanin sozlerini tekrar etmissiniz. Her ikisi de sizin degil, baskasinin. Hadi, biraz silkinin de arastirma yapin, kitap karistirin, verileri karsilastirin, acin gozunuzu.
 
Turkiye cok uzun zamandir fasist bir idare bicimi ile yonetiliyor. Pek cok Turk fasizm'in ne demek oldugunu net olarak bilmedigi icin bunun farkinda degildir. Ilkokul'da her sabah ictigimiz andin, ptesi ve cuma aksamlari bayragin karsisinda hazirolda beklerken okudugumuz marsin, bir ornek giyinmenin, "resmi tarih" ders kitaplarinin, ezbere dayali "numara odakli (357 as opposed to Mr.Onur)" ogretim sisteminin ne oldugunu saniyoruz ki? "Turk toplum ve aile degerlerine aykiri bu" diyerek "yasaklanan" dizi, film, kitap, muzik, bilimum sanat eserlerinin, yillarca "dusunce ozgurlugu istiyoruz" diye bas bas bagiranlara "siz dusunce degil, dusundugunu ifade ozgurlugu istiyorsunuz" dendiginde "evet, dusunceye zincir mi vurulurmus?" diye ic gecirdikten sonra soyle bir donup de gazetelere, dergilere, basin yayin organlarinin urettigi seylere koru korune inanan, her 15 yilda bir, bir o tarafa, bir bu tarafa cekilen kitlelere baktiginda "himm, evt, dusunceye buyruk da oluyormus demek" diye ic gecirdiginde anliyorsun ki, Turkiye son fasist devletlerden bir tanesi zaten. Demokrasi adi altinda traji komik bir sistem ile yonetilen fantastik bir diyar.

Merak edenlere, iste fasizm'in birkac maddede toplanmis detaylari, bakalim taniyabilecek misiniz?

Fasizmin şekilsel ve örgütsel özellikleri:
- Devlet içinde ve yanında başka bir devlet olan silahlı gizli servisin merkezi önemi. kendi taraftarlarının gözetim altında tutulması.
- Militarizm: ekonomik hayat da dâhil olmak üzere toplumsal hayatın militarize edilmesi. militer kitle yürüyüşleri ve büyük gösteriler faşizmin en önemli görünüşleridir.
- Bilimlerin taraflılık yasasının egemenliği altına alınması.
- Kitle seferberliği, parti propagandası yoluyla toplumsal alanın ve kitle iletişim araçlarının tekelleşmesi çabası.
- Toplumun sürekli kışkırtılması, devrimci ilan edilen konular lehine zorunlu coşkunluk.
- Eğitim ve öğretim üzerinde etkinlik.
- Kolektivizm: halkın kitle olarak anlaşılması. mussolini’nin stato totalitario kavramından beri faşist anlayış özel yaşama kadar toplumsal hayatın her alanında hak iddia eder. aile çocuklarla halk birliğine katkı yapacak olan davadaşlık birliği olarak düşünülür.
- Pasifizmin aşağılanması.
- Politik karşıtın ortadan kaldırılması eğilimi. karşıt düşmandır.
- Parti milisleri. paramiliter çeteler.
- Estetikleştirme ve mistikleştirme. özellikle ulusun kendi tarihine yönelik mistikleştirilmiş bir algı.
- Erkeklik vurgusu.
- Gençliğin vurgulanması.
- Kimi ülkelerde bir yandan monarşi ve ruhban sınıf önderliğine yönelik vurgu, ama diğer yandan dini unsurların yerini alan ilerleme ve teknoloji inancı.

Turkiye'nin su an icinde bulundugu ve "yaratilmak istenen" kosullari "aman bu bize ozel, Turkiye cok farkli bir yer, anlayamazsiniz siz. Asya ve Avrupa'nin kesisimi, Osmanli Imparatorlugu, efendim, halklarin kardesligi" vs vs diyerek ozellestirecek olanlara da "nope. gayet siradan, basit, fasist bir yonetimin egemen oldugu, yillardir somurulen gariban halkinin da "devlet buyuktur, devlete, millete canim feda" demekten ote birsey yapamadigi/yaptirilmadigi normal bir devlet iste".... nin "bakiniz, kitaptan alinti" seklindeki acilimi

Dip Dalgasi
Robert O. Paxton, "the anatomy of fascism" (2004), s. 41

- Herhangi bir geleneksel çözümün çare bulamayacağı, ezici bir krizin içinde olunduğu duygusu;
- Ait olunan grubun birincil önemi; bu gruba karşı ödevlerin bireysel olsun, evrensel olsun bütün haklardan daha önemli olması, bireyin gruba başeğmesi;
- Ait olunan grubun mağduriyetine duyulan inanç; bu mağduriyetin, grubun iç ve dış düşmanlarına karşı, herhangi bir yasal ya da ahlaki sınırlama olmadan, her türlü eylemi haklı çıkardığı duygusu;
- Grubun bireyci liberalizmin, sınıf çatışmasının ve dış etkilerin çürütücü sonuçları nedeniyle gerilemekte olmasından duyulan endişe;
- Saflık derecesi daha yüksek bir cemaatin, mümkünse rıza yoluyla, gerekirse dışlayıcı şiddet aracılığıyla, daha sıkı entegre olmasına duyulan ihtiyaç;
- (her zaman erkek olan) doğal liderlerin otoritesine duyulan, ve grubun kaderinin cisimleşmesini sağlayabilecek tek kişi olan bir ulusal şefte son noktasına ulaşan bir ihtiyaç;
- Liderin içgüdülerinin soyut ve evrensel akla üstünlüğü;
- Eğer grubun başarısına adanmışlarsa, şiddetin güzelliği ve iradenin yararlılığı;
- Seçilmiş insanların, herhangi bir dünyevi ya da kutsal yasayla sınırlandırılmadan, ve "hak"ı belirleyen tek kriter grubun darwin'ci bir savaşımdaki başarısı olmak üzere, diğerlerini boyunduruk altına alması hakkı.

Hala daha "Turkiye fasist degildi, fasist yapilmaya calisiliyor" demek isteyenlere de TRT ic tuzugu, Partiler Yasasi, CHP ic tuzugu gibi cesitli yasal duzenlemeleri okumalarini oneriyorum. Caniniz sIkIlmadi ise degisen 4 anayasayi da okuyabilirsiniz. Ya da cocukluk anilariniza bir goz atin. Bu arada "yavru kurt"larin nereden geldigini kac kisi arastirip merak etti acaba? Hayir, Ergenekon'dan cikmadilar cicim, hadi bir google...
 
Bu arada "2. Cumhuriyet" 62'de idi, su an 4. Cumhuriyettesiniz. Devirler buyuk anayasa degisiklikleri ile numaralandirilirlar. Aydin Dogan'in parmak hesabi ile degil. Sayin bakalim kac kere degismis anayasamiz. Gerci zor olacak, milad lazim; 23'den baslayin siz, isiniz kolay olur, yoksa "aa, TBMM'den once parlamento, meclis var miydi yahu? Hadi, anayasa da mi vardi? E ama, padisah? Mesrutiyet mi, iki tane mi?" diye sasirmaya bir baslarsaniz, sonunuz hayir degildir.
 
 

I thought this was an urban legend

I was apparently quite mistaken. It is true, it did happen...
 
"...
A spokesman said: "It appears that they (the builders) were never there in the first place."

Building work to knock down a wall to convert an off-licence and newsagents into one mini-supermarket had begun at the site earlier this week.

One person was found lying in the road after being thrown from the building.

Firefighters also rescued a Turkish family-of-three from one of the flats
..."

 
... Bunca yil sonra, bir kez daha okudugunuzda, daha da aci ...

Mukemmel Makaleler; Zafer Toprak

Zafer Toprak, "Cumhuriyet, Demiryolu ve Laiklik: Bir "Modernite" Metaforu," Toplumsal Tarih, 168, Aralık 2007.

Zafer Toprak, “Ermeni Sorunu’nda Dünü İnşa Etmek ya da ‘Mukatele’nin İcadı,” Toplumsal Tarih, 147, Mart 2006.

Zafer Toprak, “Bir Hayal Ürünü: ‘İttihatçıların Türkleştirme Politikası,’” Toplumsal Tarih, 146, Şubat 2006.

Zafer Toprak, Prof. Dr.
Director of Atatürk Institute for Modern Turkish History
Former chair of the History Department - Boðaziçi University,
Former vice-Chairman of the Economic and Social History Foundation of Turkey

The Atatürk Institute for Modern Turkish History
Bogaziçi University
34342 Bebek-Istanbul / Turkey

View more entries