Jim's profileSokSa LairPhotosBlogListsMore ![]() | Help |
SokSa LairThe Brain Jockey |
|||||
|
Turkiye'de yeni bir tarih kitabi yaziliyor | DogmatistTurkiye'de yeni bir tarih kitabi yaziliyor. Yeni cunku bu kez "resmi tarih"degil. Ama hazmetmesi zor. 70 senedir insanlara dayatilan resmi tarihe inanan bir cok jenerasyonda hazimsizlik yapacak turden... Yillarca orada burada boluk porcuk okudugum seyler bir arada sunulabiliyor artik, bu da guzel birsey. Bu yazilarin en guzel tarafi tarihi tespitlerin bir arada olmasi - yoksa bu anilar, bu notlar her yerdeler okuyan adam icin - tabii Lise 1 Tarih Kitabi haric. Sizlere kolay gelsin demek istiyorum. Zira disaridan oturup bir tarafimi kasiyarak bakip da yillarin kavglarinin, munakasalarinin isiginda benim icin hem okumasi zevkli, hem de tartismasi keyifli. Ama orada, icinde olan sizlersiniz, sizin isiniz hic kolay degil. Bir cogunuz "aman bana ne" diyecek pek cogumuzun dedigi gibi - hatta benim yaptigim gibi isi en ileri uca goturerek "alin kafaniza calin, ben gidiyorum" demek de mumkun. Ama okumamak, ogrenmemek icin bahane degil bunlar. Bana paylasmak duser ancak. http://taraf.com.tr/makale/8558.htm http://taraf.com.tr/haber/44217.htm I. Cem (Dallama) Onur Mac-wah's WitnessesMore and more I am getting the sense that "Mac users are some sort of a religious movement or a clan/cult" :)) Sounds vaguely familiar these attitudes are. Siracinin sahidi bozaci; bize ne? | A. TURAN ALKAN-Hocam duydun mu; bütün haber kaynaklarında sözleşilmiş gibi tekrarlanan ifadeye göre "Bir şarap firmasının sponsorluğu" ile Topkapı Sarayı'nın dış avlusunda bir konser düzenlenmiş ve o "bir şarap firması" konserin afişlerinde, dinleyicilere şarap ikram edileceğini de duyurmuş; ne buyrulur? -Hocam, İdil Biret konseriymiş bu; klasik müzik.. üstelik bir virtuoz. Klasik müzik konserinde şarap içildiği nerede görülmüş? -Bana ne yahu bana ne? Bir firma sponsor olmuş; öteki konser vermeyi kabul etmiş. Dinleyiciler memnun, hatta içlerinden birisi diyor ki, "şarabımı almışım uzanmışım otların üzerine, İdil Biret'in piyanosundan yükselen melodiyi dinleyerek..." diye nasıl mayıştığını anlatmış. Konseri verenin de şikâyet ettiği yok. Alan razı, satan razı, sana ne oluyor ki, anlamadım? -Ama hocam, orası mukaddes mekân değil mi? -Pardon, niçin mukaddes mekân oluyor ki? Konser Aya İrini'nin önündeki alanda. Hıristiyanların bir şey dediği yok. Bizimkiler alınmış sadece, "Hırka-ı Şerif Dairesi"ne yakın diye. O civarda yüzlerce içkili lokanta vesaire var. Onların hemen burnunun dibinde Ayasofya var, Firuzağa var, Sultanahmet var, kıyamet kadar türbe, mescid var. Topkapı Sarayı'nın ise kendinden menkul bir kudsiyeti yok. Tarihî hâtıradır o kadar. Kutsalın ölçüsünü bu kadar yayarsan, İstanbul'da yere basmaya hayâ edersin çocuğum; abartmayalım lütfen! -Ne yani, bu işte densizlik yok mu? -Var veya yok; bana ne, sana ne? Biz densizlik zâbıtası mıyız ki, her münasebetsizliğe elde bir kova su ile seğirtelim? -Yani ooh, isteyen içsin öyle mi şarapları? -Aynen öyle; devletin zabıtası, kanunları var; üstüne üstlük içki âdâbı var, konser âdâbı var. Nerelerde ne tazakkum edilip edilmeyeceği bellidir bu memlekette. Evet konserde içki yanlış, klasik konserde iki kere yanlış, Aya İrini'nin önünde üç kere yanlış (Vaktiyle ibadethâne idi; saygı gösterilmek gerekir), Topkapı avlusunda içmek dördüncü yanlış. Yanlışın beşincisi ise bunca densizliği ciddiye alıp protesto etmeye kalkışmak. Nedir o surların önünde namaza durmak filan; protestonun da âdâbı var... -Ama bak ikaz ediyorum; kızarlar sana bunları okuyunca... -Kızarlarsa kızsınlar, ne yapayım yani. Birisinin aklına güzel bir eylem attıralım diye harika bir fikir gelir, ceremesini sonradan hepimiz çekeriz. Abartılı işler bunlar, katılmıyorum! -Fakat Hürriyet'le Milliyet de sponsor olmuşlar konsere? -Bana ne, sana ne, kime ne?.. Ha, protesto etmek herkesin hakkıdır fakat protesto üsluplu olacak; kınadığın kişiyi, kurumu haklı mevkiine tırmandırmayacaksın. Öyle zarif, öyle akıllıca yapacaksın ki duyan "aferin, zekâ ürünü, helal olsun çocuklara" diyecek. Bak, Genç Siviller de protesto gösterisi yapıyorlar aradaki üslûp ve ince fikirlilik farkına dikkat ettin mi? Nitekim, İdil Hanım'ın kocası Şefik Bey hemen, "burada bir katliam yaşanabilirdi" diye ekşimiş üst perdeden. -Kıssadan hisse? -Adın Müslüman'sa bu memlekette, aklına geleni yapmadan önce üç, hatta beş kere, onbeş kere düşüneceksin. Senin sırtında sırça yükü var çünkü. Bu yük ağır ve değerli. Biz ne ahlâk zabıtasıyız ne de sanat komiseri. Başkasında kusur arayacağımıza kendi kemâlimizin noksanını düşünsek başka şeye zaman kalmaz. -Netice? -Yarasın diyorum; Çaykovski ve şarap. Yarasın, yakında mangal partisi refakatinde Rahmaninov konseri de yapsınlar; biz de kenardan güleriz hoş olur. A. TURAN ALKAN; Zaman.com.tr; July 13, 2009
Kacccaklar!Sevgili dostlar, dost olmayanlar, sevgilier, sevgisizler, akillilar ve ahmaklar. Aramizda kacimiz erkek olarak Turkiye'de buyuyup, lise caglarindan itibaren askerligin nefesini ensesinde hissetmedi, bir el kaldiralim... sen, arkadaki, sen sayilmazsin, neden? cunku sen cobansin, senin elin bizimki ile bir degil. seninkisi daha agir aslinda, bizimki ossuruktan teyyare. sen askere gidip geri gelmeden sana kiz vermezler, tarla vermezler, seni adam yerine koymazlar cunku. senin dunyan bizimki ile ayni degil; seninkisi daha guzel. eger guneydogu anadoluda ic savas, pardon huzursuzluk olmasa idi senin askerligin 18 aylik bir "film" olurdu, yazik ki isin aslinda bir mayina basip bir hic yolunda olmek, bir karakol baskininda linc edilmek, trende bomba ile parcalanarak olmek de var. bu yuzden sirf sen degil, biz de artik askere gitmek istemiyoruz; biz daha da bir istemiyoruz. hop, arkadasim, sen de sayilmazsin, senin isin gucun de yok zira, sokakta dolasacagina askerde 18 ay yatasin, ekmek elden su golden yasayasin var senin. biz oyle degiliz. biz caliscaz, isimiz gucumuz var bizim. evet, kim kaldi geriye, hic kimse.
ben derim ki, hatta ben bilirim ki, benim arkadaslarimin tamami askerden kacabilmek icin elinden gelen herseyi yapmislardir. en baslarinda da ben varim. ben askerden kacacagim diye yuksek ogrenimi tam 11 yil surdurdum. o kadar ki, askerlik subesi bana "artik doktora da yapsan, kesmez yavrum, gel sen" dedi diye satir satir kanunun askerlik ile ilgili kisimlarini okudum elimde mercekle.
biri bana dese ki "ulan, askerden kacacam diye 11 yil YOK'e para verdin", benim verecek cevaba ihtiyacim yok, elimde makbuzlar var, verdim. kacagim ben, yasal bir kacak. asla "kacak" durumuna dusmedim, cunku herseyi yapmam gerektigi gibi yaptim ve sansim yaver gitti. ya gitmeseydi? bilmem, kacardim herhalde :P simdi konusmasi kolay tabii ki
ben oyle insanlar taniyorum ki, bir ise de giremediler, okuldan da cikamadilar. olmadi. kimi korktu, kiminin sansi yaver gitmedi, kimi cikti, cabaladi, bakti olmadi, geri dondu okula. arastirma gorevlisi oldu, yardimci docent oldu, docent oldu, master, doktora ellerine ne gelirse yaptilar. ben iclerinde bir tek adam tanimiyorum ki bunu "ben akademik askla doldum tastim, istedim de yaptim, ben okulda kalmak, ogrenci yetistirmek istiyorum" diye savunabilsin. hepsi, HEPSI ya askerden, ya da hayattan kacabilmek icin yaptilar. ha sonra sevdiler, kimi gercekten de ogretmeyi sever oldu. tut ki "ne ogrettin bugun" diye sordugunda cevap alasin. ogretecek birseyleri yok zira, elde kitap, tekrar, ezber. salla basi al maasi.
hemen dellenmeyin, ben kendi arkadaslarimdan bahsediyorum. bunlarin arasina universiteye "ben ogretmen olacagim" diye girenleri sokmadim. onlar, tipki benim gibi, bir meslek icin girdiler, mesleklerinin egitimini aldilar, mezun oldular ve mesleklerini icra ediyorlar. avukat olan, doktor olan, eczaci olan arkadaslarimdan bir farklari yok.
benim eglencem, benim gibi "kacacagim" diye ugrasirken akademik kariyer yapanlar. ha, aslinda onlarla da bir derdim yok. asil derdim, engin ardic laf etti diye alinip, hamam filmi yuzunden kazan kaldiran tellaklara ozenen sevimli eglenceliklere.
kacaksiniz, ne var? alindiniz mi cicim? ben de kacaktim, artik degilim. ama kacakligimdan hic utanmadim. cobanim benim, kacak olmadi hic, onun alni hepimizden ak, onun oyu 10 sayilsin, benimki hic sayilmasin hatta :P kacaklar sizi. ne oldu? birden dellenmis, hayiflanmissiniz? adiniz kondu diye uzulmussunuz? oysa ki siz "ya ben simdi mezun olsam, is yok, ugrascam, bir iki sene bos gezcem, onun yerine soyle bir master yaparim, sonra is bakarim, olmadi doktora yaparim, sonra zaten Doc. Dr. olarak essek gibi maas alirim" dememistiniz ki. yoksa demis miydiniz? ben oradaydim pek cogunuz bunu derken, bence bir sorun yoktu, sizce de yoktu, simdi neden bu dellenme?
ben hep dedim ki "benim hic okuyacak kadar cok vaktim olmadi". evet, olmadi, olamadi. o 11 yilin ilk uc yilinda agiz tadi ile okuyabildim, 95 yazindan itibaren ise o okul bana bir kulp gibi takildi, atip da kurtulamadigim bir bagaj gibi pesimden geldi, sirf askerden kacacagim diye. sonunda da is okulun onunu oyle bir kesti ki, buna okul da sasirdi. ama olsaydi, ben de isterdim 10 yil okuyayim, keyif catayim. evet ya, keyif. ne o, sabahtan aksama kadar kitap okuyup test cozmeyi is mi sandiniz? haaa, birseyler kesfetmek icin ugrasip didinen, bilim ugruna sacini basini yakanlar var; gununu gecesini birseyler ogrenmeye adamis asiklar, yoksa kendinizi onlardan mi sandiniz? kacaksiniz iste, bal gibi kacak. hayattan kacar oldunuz haberiniz yok. bosverin siz, kizacaginiza okumaya devam edin.
bakin, benim gibi dusunen, benim gibi hisseden bir arkadasimin sozleri ile devam etmek istiyorum, altina imzami da atarim bu sozlerin:
"Bence bu "akademik" tiplerin, Turkiye'nin geri kalmisliginda o kadar buyuk rolleri var ki..
Pazarda limon bile satmaktan aciz bu tipler caresizliklerinden memur olmak icin Turkiye'de akademik kariyer yaparlar, sonra durduklari yerde "docent" ve sonra "profesor" olurlar, hatta siyasi baglantilari varsa "kursu baskani", "dekan" ve "rektor" olurlar..
Ama "adam" olamazlar..
Bunlarin siyaset ve kariyer cekismeleri yuzunden bizim universitelerde ne bilim olur, ne de adam gibi egitim.
Adam gibi adamlari da zaten aralarinda barindirmazlar.
Bunlarin universiteleri kumese cevirip kendi aralarinda debelenmelerine de ben kisaca "cocukluk" diyorum..
Engin Ardic bu konuda yazmaya devam edecegine de inaniyorum.. Mecbur yazacak, bosuna dememisler "sicilacak agiz gote yakin gider" diye..
Dinciler Bizi Zom Ederek Ulkeyi Ele Geçirecekler | Engin ArdicGençlere çok tuhaf geliyor, algılayamıyorlar... Nasıl bir önceki kuşak "televizyon olmadan nasıl yaşıyordunuz" diye sorduysa, sonra gelen kuşak da "cep telefonu olmadan, Internet olmadan nasıl yaşayabildiniz" diye sormaya başladı... Evine telefon bağlatmak için dilekçe verip tam on yıl sıra beklemek, masallarda bile kabul edemeyecekleri bir zırva gibi geliyor onlara. Eski Türkiye'de "radyo için ruhsat almak" gerektiğini öğrenince ne diyecekler acaba? Radyo, bildiğiniz radyo, ruhsata bağlıydı... Engin Ardic, Sabah Gazetesi, 25 Haziran 2009 |
||||
|
|